Otistik ve  Özel Yetenekli Bireylerin Sırrı

Londra University College Otizm ve Eğitim Araştırma Merkezi’nin başkanı Anna Remington otistiklerin güçlü yönlerine odaklanıyor. “Bugüne dek otizme hep yanlış yaklaşıldı…” diyor
Otistik insanlarda genellikle değişik bilişsel üstünlüklerin varlığını biliyoruz. Londra University College Otizm ve Eğitim Araştırma Merkezi’nin başkanı Anna Remington otistiklerin güçlü yönlerine odaklanıyor. “Bugüne dek otizme hep yanlış yaklaşıldı. Oysa otizme gerçekte salt bir bireysel çeşitlilik olarak bakılmalı, otistiklerin farklılığı, tıbbi bozukluk olarak değerlendirilmesi yanlış” diyor. New Scientist dergisi, Remington ile bir yaptığı söyleşiye yer verdi. Özetliyoruz..

New Scientist dergisi, Remington ile bir yaptığı söyleşiye yer verdi. Özetliyoruz..

Otistikler ne tür becerilere sahip?

Önce otistiklerin her birinin farklı bir birey olduğunu bilelim. Çoğu, yığınla bilgiyi sindirme, ya da belirli bir konuyla ilgili yüklü miktarda bilgiyi öğrenme konusunda başarılılar. Konuya son derece odaklılar. Ayrıca, yaratıcılar ve daha önce kimsenin akıl edemediği çözümler sunabilirler.

Bu becerilerin ardında ne yatıyor?

Dikkat ve algı konusu bize ipucu veriyor. Otistik kişiler -sözgelimi, çevrelerindeki birtakım nesneleri ötekilerden ayırma, farklı perdelerden sesleri ayrımsama, ya da notaları tanıma türündeişitsel ve görsel görevlerin başarılmasında çoğu zaman otistik olmayanlardan daha başarılılar. Ama şu da var, otistikler floresan lambalı bir odada kalmayı lambaların uğultusundan ötürü rahatsız edici bulabilir, ya da aşırı gürültüsünden ötürü bir alışveriş merkezinde olmaktan tedirginlik duyabilir. Araştırmalarımız şunu gösterdi: Bunların nedeni, yüksek algı yetenekleridir. Otistiklerin belli zaman aralığında işlemden geçirdiği bilgi miktarının normalin çok üstünde olduğunu gördük..

Bu özel yeteneğin yarattığı etki mi onları rahatsız ediyor?

Bir yığın bilginin söz konusu olduğu bir işle uğraşıyorsanız, belli bir zaman aralığında çok daha fazla bilgiyi işlemden geçirebilirsiniz ve başarılı olursunuz. Ancak yapılan iş, sahip olduğunuz yeteneği karşılayamıyorsa, boşta kalan onca yetenekleriyle sonuçta-çevredeki gürültü gibi- ipe sapa gelmez bilgileri işlemden geçirmeye başlarlar. Ünlü bir otistik profesör olan Temple Grandin, hiçbir ayırım gözetmeksizin kulağına gelen her bir sesi duyan kulaklarının mikrofondan farksız olduklarından söz eder. Öyle ortamdan sıkılırlar. Oysa, görevde kalabilmek için gerçekte gerek duyulan şey, daha fazla miktarda bilgiye sahip olmaktır. Biz onlara mesela böyle zamanlarda müzik dinlemek gibi etkinlikler öneriyoruz .

Otistik üstünlükler konusundaki farkındalığımız giderek artıyor mu?

Evet artıyor. Sanırım bu durum otistik haklarını savunan eylemlerin başlatılmasıyla ortaya çıktı. Otistik bilim insanı Damian Milton’un çift yönlü duygudaşlık (empati) adını verdiği bir girişim var. Temelinde otistik kişilerin duygudaşlıktan yoksun oldukları söylemini reddetmek yatıyor. Otistik olmayanlar kendilerini otistiklerin yerine koymadıkları sürece duygudaşlığı fark edemezler. Otistiklerin güçsüzlüklerini göz ardı etmeden, üstünlüklerine odaklanabilir ve onlara kucak açabiliriz. Ama otistiklerin tümünün çeşitli beceri ve yeteneklere sahip oldukları, bu kişilere salt bu becerilerinden ötürü değer verilmesi gerektiği yönünde bir önermenin son derece çekinceli yönü var. Çalışmalarımızın büyük bölümü IQ düzeyleri normal kişileri içeriyordu. Araştırma verilerinin otistik her bir birey için geçerli olmadığının gördük. Mesela konuşkan olanlar, beceri ve yetenekleriyle ilgili deneyimlerini dile getiriyorlar. Öte yandan, konuşamayan kimi çocukların ana babaları, çocuklarının birtakım yetenekleri olduğundan eminler. Konuşamayan bu çocuklar genelde azımsanıyor. Yetenekleri daha düşük düzeyde olan otistiklerde ciddi bir kapasite artışını yaratabiliriz.

Derleyen: Rita Urgan

Yorum Yaz